AnimasyonBilim KurguGizemKorku

Stranger Things: Sene 1985

1980’lerin o puslu, neon ışıklı ve bolca saç spreyi kokan atmosferine geri dönmeye hazır mısınız? Eğer “Stranger Things” finaliyle kalbinizde oluşan o devasa boşluğu (evet, o 31 Aralık 2025 gecesi döktüğümüz gözyaşlarını unutmadık) nasıl dolduracağınızı düşünüyorsanız, Netflix imdadımıza yetişiyor. Karşınızda animasyon dünyasının Hawkins ile buluştuğu o meşhur yapım: Stranger Things: Sene 1985 (Orijinal adıyla Tales from ’85).

  • Kategori: Animasyon, Bilim Kurgu, Gizem, Korku
  • Yayın Tarihi: 23 Nisan 2026
  • Oyuncular: Jolie Hoang-Rappaport (Max), Benjamin Plessala (Will), Elisha Williams (Lucas), Janeane Garofalo, Brooklyn Davey Norstedt (Eleven), Luca Diaz (Mike), Braxton Quinney (Dustin), Brett Gipson (Hopper), Jeremy Jordan (Steve)
  • Dil: İngilizce (Türkçe Dublaj ve Altyazı Seçenekleriyle)
  • Film Süresi: 1. Sezon (Bölüm başı ortalama 35-45 dakika)
  • Yönetmen: Phil Allora

Hawkins’e Çizgi Bir Merhaba: Stranger Things: Sene 1985

Hawkins halkı için 1985 yılı sadece “Back to the Future” filminin vizyona girmesi veya “Live Aid” konseri demek değildi. Bizim ekip için bu yıl, Upside Down’ın (Zihin Altı) o yapış yapış dokunaçlarından biraz olsun uzaklaşıp “normal” bir çocuk olma çabasıydı. Ancak Duffer Kardeşler’in olduğu yerde “normal” kelimesi, sadece bir sözlük maddesinden ibaret.

Stranger Things: Sene 1985, ana dizinin 2. ve 3. sezonları arasındaki o gizemli kış dönemine odaklanıyor. Yani Eleven’ın henüz ergenlik triplerine yeni girdiği, Steve Harrington’ın saçlarının zirve yaptığı ve çocukların D&D masasında ejderha kovaladığı o meşhur ara dönem.


Konusu: Kar Altında Uyuyan Tehlike

Dizi, 1985 kışında Hawkins’i etkisi altına alan yoğun bir kar yağışıyla başlıyor. Eleven ve çetesi için her şey yolunda gibidir; kartopu savaşları yapılıyor, Mike ve Eleven arasındaki o saf aşk kıvılcımları havada uçuşuyor. Ancak Hawkins Lab’ın derinliklerinden gelen bir sızıntı, kasabanın altındaki donmuş toprakta bir şeyleri uyandırır.

Bu seferki düşmanımız sadece devasa bir canavar değil; kasabanın geçmişinden gelen ve kışın dondurucu soğuğunu silah olarak kullanan bir varlık. Showrunner Eric Robles’in deyimiyle, bu dizi “Hawkins Lab biliminin, Upside Down maddesiyle en tehlikeli buluşması.” İşin en can alıcı noktası ise şu: Çocuklar Eleven’ı korumak zorunda. Eğer bu yeni tehdit gün yüzüne çıkarsa, hükümet tekrar Hawkins’e çökecek ve kazandıkları o pamuk ipliğine bağlı özgürlük uçup gidecek. Yani bu seferki macera sadece dünyayı kurtarmak değil, birbirlerini korumak üzerine kurulu.


Oyuncular ve Seslendirme: Yeni Sesler, Eski Ruhlar

Orijinal oyuncu kadrosunun (Millie Bobby Brown ve ekibi) artık “biraz fazla yetişkin” olması sebebiyle, animasyon serisinde seslendirme kadrosu tamamen yenilendi. Ancak korkmayın, seçimler oldukça isabetli!

  • Jolie Hoang-Rappaport (Max): Max’in o asi ama kırılgan ruhunu harika yansıtmış. Orijinal Max’i aratmayacak kadar sert ve bir o kadar da içten.

  • Benjamin Plessala (Will): “Zombi Çocuk” Will’in o travmatik ama sezgisel ses tonunu başarıyla devralmış.

  • Jeremy Jordan (Steve): İşte asıl sürpriz burada! Steve Harrington’ın o kendine has “dadı” enerjisini seslendiren isim, animasyon dünyasının tanıdık yüzlerinden.

  • Janeane Garofalo: 90’ların ikonik ismi Garofalo, henüz detayları sır gibi saklanan gizemli bir karakterle karşımıza çıkıyor. Muhtemelen Hawkins’in komplo teorisyenleri kervanına yeni bir soluk getirecek.


Phil Allora’nın Vizyonu ve Yönetmen Koltuğu

Yönetmen Phil Allora, animasyon dünyasında tecrübeli bir isim. Dizinin görselliği, 80’lerin cumartesi sabahı çizgi filmlerinin o nostaljik havasıyla modern, akıcı ve biraz da karanlık bir estetiği birleştiriyor. Spider-Verse filmlerindeki o sanatsal dokunuşun, Hawkins’in kasvetli sokaklarına uyarlandığını hayal edin. Allora, çocukların dünyasını hem renkli hem de her an bir köşeden bir Demogorgon fırlayacakmış kadar tekinsiz kılmayı başarmış.


Eleştirel Bir Bakış: Neden Bu Diziyi İzlemeliyiz?

“Zaten ana dizi bitti, buna ne gerek vardı?” diyenleriniz olacaktır. Ancak Stranger Things: Sene 1985, bir yan projeden çok daha fazlası.

  1. Boşlukları Dolduruyor: Sezonlar arasındaki o “her şey normale döndü” denilen süreçte aslında hiçbir şeyin normale dönmediğini görmek, karakter gelişimini daha anlamlı kılıyor.

  2. Animasyonun Sınırlarını Zorluyor: Canlı aksiyonda bütçe veya teknoloji nedeniyle yapılamayan o çılgın canavar tasarımları, animasyonda hayat buluyor. “Pumpkin Monster” (Kabak Canavarı) fragmanda gördüğümüz kadarıyla kabuslarınıza girmeye aday.

  3. Duygusal Derinlik: Dizi sadece aksiyon değil; çocuk olmanın, büyümenin ve sorumluluk almanın ağırlığını da işliyor.

Eleştirel tarafta ise, seslendirme kadrosunun değişmiş olması başlangıçta kulak tırmalayıcı gelebilir. Ama bir iki bölümden sonra bu yeni seslerin karakterlerle ne kadar bütünleştiğini fark edeceksiniz.


Unutulmaz Replikler

Dizinin senaryosu, Duffer Kardeşler’in o meşhur zekice diyaloğu ve mizahıyla dolu. İşte şimdiden dillere pelesenk olan birkaç replik:

Dustin: “Eğer bu şey bir ejderha değilse ve bir zombi de değilse, neden benim sandviçimi yedi Will?” Will: “Çünkü Dustin… Upside Down’da bile acıkıyorlar.”

Steve: “Bakın çocuklar, ben artık bir dadı değilim. Ben bir korumayım. Aradaki fark ne mi? Korumalar daha havalı ceketler giyer.”

Eleven: “Söz verdik. Ne olursa olsun, kış bitene kadar kimse Hawkins’ten gitmeyecek.”


Beklemeye Değer mi?

Kesinlikle evet! 23 Nisan 2026’da yayınlanacak olan bu seri, hem nostalji tutkunlarını hem de sıkı Stranger Things hayranlarını tatmin edecek gibi görünüyor. Eğer 1980’lerin o bitmek bilmeyen gizemini, dostluğun gücünü ve biraz da “doğaüstü vıcık vıcıklığı” özlediyseniz, ajandalarınızı işaretleyin. Hawkins sizi geri çağırıyor!

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu