Victorian Psycho
📜 Konu: İşe Yeni Başlayan Bir Psikopat
Hikayemiz 1858 yılında, Yorkshire’daki kasvetli ve gotik Ensor Malikanesi’nde geçiyor. Kendinden bir hayli emin, biraz eksantrik ve yeni bir başlangıç yapmak isteyen genç mürebbiye Winifred Notty (Maika Monroe), bölgenin en zengin ailelerinden Pounds’ların malikanesine adım atar. Ona “Notty” (İng. ‘Naughty’ – yaramaz) soyadını veren senarist Virginia Feito, daha ilk dakikadan itibaren oyuna başlıyor.
Winifred’in işi basit: Ailenin iki çocuğu Andrew (Jacobi Jupe) ve Drusilla’ya (Evie Templeton) sofra adabından aile tarihine kadar her şeyi öğretmek. Ancak bu sevimli mürebbiyenin küçük bir sırrı var: Kendisi tam teşekküllü, sertifikalı (nereden aldıysa artık) bir psikopat.

“Benim adım Winifred Notty ve tanıdığım en aklı başında insan benim.” (Filmin belki de en ikonik repliği)
Film, Winifred’in malikaneye uyum sağlamaya çalışırken bir yandan da kendini belli etmeden personeli ortadan kaldırmasıyla devam ediyor. Bahçıvan onu şantaj mı yapıyor? Hemen parçalayıp domuzlara yem ediyoruz. Acımasız ve soğuk Mrs. Pounds (Ruth Wilson) göz mü çıkarıyor? Sıradaki o olacak. Winifred, tüm bu kaosun ortasında bir tek hemşire Miss Lamb (Thomasin McKenzie) ile arkadaşlık kuruyor. Tabii bu arkadaşlığın ne kadar süreceği ise filmin en büyük merak konusu.
👑 Kadro: Kraliçe Maika ve Usta Oyuncular
Maika Monroe (Winifred Notty)
Maika Monroe bu filmde, artık sadece “çığlık kraliçesi” unvanını fazlasıyla hak ettiğini gösteriyor. It Follows‘da takip edilen, Longlegs‘te Nicolas Cage’in manyaklığına maruz kalan oyuncu, sonunda avcı rolüne bürünüyor. Monroe, karakteri için Ted Bundy’nin röportajlarını izlemiş ve Jack Nicholson’un The Shining‘deki manyak gülüşünü örnek almış. Ve gerçekten de o boş ama bir o kadar da ürkütücü bakışları, film boyunca izleyiciyi koltuğunda geriyor.
Jason Isaacs (Mr. Pounds)
Bay Pounds, Viktorya dönemi İngiliz beyefendisinin ta kendisi: Biraz kibirli, biraz duygusuz ve oldukça zengin. Jason Isaacs (Harry Potter, The White Lotus), soğukkanlılığını korurken etrafında olup bitenlere karşı takındığı kayıtsız tavırla karakterinin cinayetlerin habercisi olduğunu fark etmemizde gecikmiyor.
Ruth Wilson (Mrs. Pounds)
Gelmiş geçmiş en soğuk karakterlerden birine hayat veren Ruth Wilson (Luther, The Affair), Mrs. Pounds karakteriyle tam bir gotik canavar. Winifred’in en büyük düşmanı olan bu karakter, Wilson’ın karizmasıyla hem nefret edilesi hem de izlemesi keyifli bir hale geliyor.
Thomasin McKenzie (Miss Lamb)
Yeni Zelanda asıllı oyuncu Thomasin McKenzie (Jojo Rabbit, Last Night in Soho) bu filmde herkesin sevdiği, zavallı hemşire Miss Lamb’i oynuyor. Winifred’in kaosunun ortasında bir nebze olsun aklı başında kalmayı başaran tek karakter olan Lamb, filmin en trajik figürlerinden biri olarak öne çıkıyor.
🎬 Yönetmen Koltuğunda: Zachary Wigon
2022 yapımı Sanctuary ile dikkatleri üzerine çeken Zachary Wigon, bu filminde psikolojik gerilim unsurlarını dozunda bir mizahla harmanlıyor. Wigon, filmi için “demented” (akıl hastası) kelimesini kullanıyor ki bu gerçekten de en doğru tanım.
“Winifred, topluma ait olmayı çok isteyen ama bir türlü ait olamayan bir karakter. Bu korkunç bir paradoks ve biz bunu perdeye yansıtmaya çalıştık.”
Wigon, görsellik konusunda da oldukça iddialı. Jeremy Reed’in prodüksiyon tasarımı ve Nico Aguilar’ın görüntü yönetmenliğiyle, malikane adeta Winifred’in zihninin bir yansıması haline geliyor. Eğik açılar, baş aşağı çekilmiş sahneler ve anksiyete dolu kamera hareketleri, izleyiciyi karakterin kırılgan ruh halinin içine çekiyor.
🤔 Eleştiriler: İzleyici Ne Diyor?
Cannes Film Festivali’nin ‘Un Certain Regard’ bölümünde gösterilen film, 7 dakikalık ayakta alkış alsa da eleştirmenler arasında kutuplaşmış durumda.
✅ Övgü Alanlar:
-
Maika Monroe’nun Performansı: Eleştirmenler oybirliğiyle Monroe’nun bu rolde “müthiş” olduğu konusunda hemfikir. “Yamyam bir mürebbiyeyi bu kadar sevimli gösterebildiği için Maika Monroe’ya bir ödül verilmeli.”
-
Kara Mizah ve Hiciv: Film, Viktorya dönemi İngiliz sınıf sisteminin göbeğine sapladığı bıçakla dikkat çekiyor. Personelin ortadan kaybolmasına rağmen sofra adabına takılan zenginlerin halleri gerçekten kahkaha attırıyor.
-
Süre: 90 dakikalık süresiyle film, konuyu fazla uzatmadan ve gereksiz detaylara boğulmadan sonuca bağlanıyor.
⚠️ Eleştirilenler:
-
Derinlik Eksikliği: Bazı eleştirmenler, filmin sınıf ayrımı ve feminizm gibi konulara yalnızca yüzeysel olarak dokunduğunu, bir türlü derinleşemediğini belirtiyor. “Ya tam bir hiciv olacaktın ya da tam bir kan gölü. İkisi arasında gidip gelmişsin.”
-
Final Karmaşası: Filmin sonlarına doğru karakterin şizofreniye gönderme yapan bazı sahneleri, hikayenin akışını bozduğu gerekçesiyle eleştiriliyor.
💬 Filmden En İyi Replikler
“Benim adım Winifred Notty ve tanıdığım en aklı başında insan benim.” (Açılış sahnesi)
“Karanlığıma karşı içten bir sevgi besliyorum. O benim en yakın arkadaşım.”
“Yetişkinler adalet ister. Ben ise sadece biraz eğlence.”
“Küçük Andrew, eğer bir gün benim kadar öfkeli olursan, sakın bunu gösterme. Sadece gülümse.”
🔮 İzlemeye Değer mi?
Victorian Psycho, izlerken beyninizi yormak istemeyeceğiniz, sadece eğlenmek ve biraz kan görmek için ideal bir film. “Derin sanat filmi” beklentisiyle gitmeyin, çünkü burası bir film festivali değil, bir kan banyosu. Ancak işlenmiş bir gotik atmosfer, Maika Monroe’nun kariyerinin en iyi performanslarından biri ve yer yer gülmekten karnınızın ağrıyacağı replikler izlemek istiyorsanız, bu film tam size göre.
Eğer Viktorya dönemi İngilteresi’nde geçen, korsesi kan içinde bir American Psycho izlemek istiyorsanız, 25 Eylül’de salonlar sizi bekliyor. Ama sakın çocukları da yanınıza almayın; film R derecesiyle zaten uyarısını yapmış!